umayumay

çiğdem erken- umay umay

ada müzik  METİN ALTIOK  şiir, müzik kayıtları

ghetto bar- beyoğlu- ekim 2013
çiğdem erken- umay umay

ghetto bar- beyoğlu- ekim 2013

çiğdem erken- umay umay

ekim 2013 istanbul

ekim 2013 istanbul

KÜÇÜK İSKENDER yazısı; SARAYI ÇALINMIŞ KRALİÇE
http://www.sabitfikir.com/elestiri/sarayi-calinmis-kralice

KÜÇÜK İSKENDER yazısı; SARAYI ÇALINMIŞ KRALİÇE

http://www.sabitfikir.com/elestiri/sarayi-calinmis-kralice

http://www.radikal.com.tr/radikal2/umayli_terbiye-1149615
karin karakaş lı CEVAPSIZ AĞRI için yazdı

http://www.radikal.com.tr/radikal2/umayli_terbiye-1149615

karin karakaş lı CEVAPSIZ AĞRI için yazdı

Yalnızlar Mektebi dergisi röportajı; Ben de yaNNızım..  1. Sizi ilk olarak müzisyen olarak tanıdı halk. Daha sonradan aslında yaptığınız müziğin edebiyatla iç içe olduğunu anladık ve edebiyatçılığınız ön plana çıkmaya başladı. “Umay Umay müzisyendir.” mi, yoksa “Umay Umay şairdir.” mi? Ritm. Sorsalar dünyaya geldiğin andan bu yana ilk ne ANLADIN? Derim; ritm. Deseler son ne anlıyosun, derim; ritm. Sesler kelimeler nefes, sesler kelimeler nefes.. nasıl zengin üçleme. İçine her şeyi çekebilen, tıka basa doldurabilen üçlü. Evrenin tam ortasında ve evrenden en uzağa seni çekebilecek üçlü. Yani benim muazzam üçlüm. Kendim için anladığım şeyleri yapıyorum. Bunun için nefes sayıyorum, nefes biriktiriyorum. Sesleri, harfleri biriktiriyorum. Hiçbir şey yazamazsam rakamları yazıyorum. Her yere, her şeye. Bazı fotoğrafları yağmur yağdığında cama suyla yapıştırırım. Fotoğraflar nefes alıp vermeye başlar.bunu görüp hissedebiliyorsam neyim karar veremiyorum.) sadece umay olabilir miyim? Lütfen. 2. Umay Umay, gitmeyi mi sever, kaybolmayı mı? kalmayı da severim. Kaybolmayı da. Sanırım en çok saklanmayı. Becerebilirsin evinde bile bir odada diğer odadan saklanabilirsin. Çocukken de kaybolduğumda masaların ve yatakların altında bulurlarmış beni. Sadece oturur ve uyurmuşum oralarda. Saklanmak çocukluktan kalma isteğim. Böyle de gider bu mesele. Seviyorum çünkü. 3. Geçtiğimiz yıllarda yaptığınız bir röportajda “ Kalbi kirmizi olmayanlardan nefret ediyorum.” demişsiniz. Gelişen dünya kalplerin kırmızılığını da yiyip bitirdiğiniz göz önüne alırsak, Umay Umay bu kadar nefrete nasıl dayanıyor? Nefret bu kadar sıradanlaştıysa herkes dayandı ve dayanmak artık kolay alışkanlık demektir. 4. Geçtiğimiz günlerde Kazım Koyuncu’yu andık. Sizin de Kazım Koyuncu’yla yıllar önce yaptığınız bir düet vardı. Kazım Koyuncu’ya tam doyamamış bir nesil olarak, onun hakkında bize neler söyleyebilirsiniz? Kardeşim kazım için sözleri artık bulamıyorum. Bir kardeşi kaybetmenin ızdırabını bilenler beni anlar. Hastaneden kanser sonuçlarını alıp bana geldiğinde tahlilleri masanın üstüne yumuşak bir halde vurup; allah bana diyor ki ‘sen hayatını değiştiremiyorsan ben seninkini değiştiririm’ demişti. İlk bunu söyledi. Bir akşam da ağrıları başladığında sevgilisine ‘aşkııım, çok zor durumdayım’ diye bağırmıştı. Ve de bir gün de hastane de ona iyileşeceksin numaraları yaparken ben, beni dinlemeyip gülümseyerek; neden yüzüme şaşkın şaşkın bakıyorsun umay demişti. O an tamam dedim, sen benim şiirler kadar günahkar arkaşısın tamam.. Kazım hayatta kalsaydı türkiye de pop müziğin bile rengi değişecekti. İnatçıydı. Kapalı ve höt döt kafalı bazı solcu müzisyenler gibi değildi. Yanyana gelebilecek müzik aletlerini bile hayal ederdik. Muazzam bir insani ısısı vardı. Girdiği odayı bile ısıtırdı. Adildi. Bak gene kollarım sızlıyor„ tamam. 5. Karadenizlisiniz aynı zamanda. Yıllarca madendi, HES’ti, Çernobil’di derken Karadeniz insanı doğa savunma konusunda oldukça deneyimli hale geldi. Şimdi de Gezi Parkı, Erciş ve 3. Köprü’de ağaç katliamı söz konusu, yapılan protestoları nasıl yorumluyorsunuz? Bunların hepsinin açıklaması ortada. Kimsenin kafası karışık değil, herkesin kafası çok net. Zulüm çok net. Paradan başka patron yok dünyada. Hiç kimse için yok. 6. “Aşk benim en güzel savaşımdır. Ve aşk için ölmeyi değil, aşk için öldürmeyi tercih ederim.” demişliğiniz de var (mı?), Aşk ile olan bu kadim savaşınızın etkisinin azaldığı olur mu ya da aşk ile aşık arasındaki savaşın galibi önceden belli midir her zaman? Yanlış. Ölürüm de öldürürm de demişimdir. Gidenlerden sonra çok uzun süredir aşık değilim. Sevgilim de sevdiğim de yok. Bir iki genç sanatçıya yüksek heyecan besleyebildim sadece. Hayatta kalmama yardım etti bu. Öyle güzellerdi ki. Çizdikleri, dedikleri ettikleri, rüyaları hayalleri, imkansızı imkanlı yapabilceklerini sanmaları, hatta dünyayı koparabileceklerine inanmaları.) müthişti. Bedenimdeki eski aşk lekelerini silemedim. Beceremedim. Hala birine, o eski birine aşığım. Bunu da yeni farkettim. Oysa durmadan kendimi akıllı bi bok sanıyorum.) E elbette aşk bir savaştır. Ama galibini hiç görmedim.  7. Her sayı kendimize bir kapak konusu belirliyoruz. Bu sayının kapak konusu ise Edgar Allan Poe ve onun Diri Diri Gömülüş öyküsündeki “Hayat ile ölüm arasındaki sınır en iyi ihtimalle gölgeli ve belirsizdir. Birinin nerede başlayıp diğerinin nerede bittiğini kim söyleyebilir ki?” sözü. Umay Umay, bu söz hakkında ve Poe hakkında bize ne söyleyebilir? Poe sevmem. 7. KaraKalem dergisindeki fotoğrafların çoğu size aitti, kitap kapaklarınızın fotoğraflarını siz çekiyorsunuz, fotoğraf sanatına da ilgi duyuyorsunuz, hatta deviantart adresiniz var. Sanatın tüm dallarıyla bu kadar içiçeyken size en yakın sanat dalı hangisi ve neden? Bana en yakın sanat alanı sinema. Onu da fotoğraflar, kelimeler, ses kayıt ve kağıtlarla yapacağım. Sayfalara sinemamı sereceğim. 30 a 30 baskıyla çıkaracağım bir sinema yazıyorum. Şu şöyledir, bu böyledirleri takmadığım için bu hem ürkmediğim hem çok heyecanla çalıştığım bir şey.  8. “Gidenin yakasına yapışın” diyorsunuz… Hep gidenin yakamıza yapıştığı, yapışmak ne kelime, üstümüzü-başımızı paraladığı bu ilişkileri başka bir dünyaya götürmek niyeti midir sizinkisi? Başka bir dünya herkes için var. o dünyayı gören var göremeyen var. kuran var kuramayan var. hissetmeyen reddeden var- var da var. ama başka bir dünya her her herkes için var. ihtiyacı ve yeteneği ve inadı olan o dünyaya sahip olur. Orda her şey olur, her şey olmaz.. 10. “Ben kendimi yakarak öğrenirim sarı ve sıcak öğrenirim yalayarak, tükürerek durup kusarak öğrenirim” Gülü, küle çeviren tasavvuf tarzını aşıp, ‘dilimi, midemi de yangın yeri ederim” itirafı, bedeni ruh ile aynı hizaya koyduğunuz manifestosunun bir maddesi mi? Yoksa ne? yazdıklarımı açıklamaktan hoşlanmıyorum. Gülü kes anne aksın diyip konuyu kapatalım.. 11. Umay Umay, son olarak Yalnızlar Mektebi okurlarına ne söylemek ister? Ben de yaNNızım.

Yalnızlar Mektebi dergisi röportajı; Ben de yaNNızım..


1. Sizi ilk olarak müzisyen olarak tanıdı halk. Daha sonradan aslında yaptığınız müziğin edebiyatla iç içe olduğunu anladık ve edebiyatçılığınız ön plana çıkmaya başladı. “Umay Umay müzisyendir.” mi, yoksa “Umay Umay şairdir.” mi?

Ritm. Sorsalar dünyaya geldiğin andan bu yana ilk ne ANLADIN? Derim; ritm. Deseler son ne anlıyosun, derim; ritm. Sesler kelimeler nefes, sesler kelimeler nefes.. nasıl zengin üçleme. İçine her şeyi çekebilen, tıka basa doldurabilen üçlü. Evrenin tam ortasında ve evrenden en uzağa seni çekebilecek üçlü. Yani benim muazzam üçlüm. Kendim için anladığım şeyleri yapıyorum. Bunun için nefes sayıyorum, nefes biriktiriyorum. Sesleri, harfleri biriktiriyorum. Hiçbir şey yazamazsam rakamları yazıyorum. Her yere, her şeye. Bazı fotoğrafları yağmur yağdığında cama suyla yapıştırırım. Fotoğraflar nefes alıp vermeye başlar.bunu görüp hissedebiliyorsam neyim karar veremiyorum.) sadece umay olabilir miyim? Lütfen.

2. Umay Umay, gitmeyi mi sever, kaybolmayı mı?

kalmayı da severim. Kaybolmayı da. Sanırım en çok saklanmayı. Becerebilirsin evinde bile bir odada diğer odadan saklanabilirsin. Çocukken de kaybolduğumda masaların ve yatakların altında bulurlarmış beni. Sadece oturur ve uyurmuşum oralarda. Saklanmak çocukluktan kalma isteğim. Böyle de gider bu mesele. Seviyorum çünkü.

3. Geçtiğimiz yıllarda yaptığınız bir röportajda “ Kalbi kirmizi olmayanlardan nefret ediyorum.” demişsiniz. Gelişen dünya kalplerin kırmızılığını da yiyip bitirdiğiniz göz önüne alırsak, Umay Umay bu kadar nefrete nasıl dayanıyor?

Nefret bu kadar sıradanlaştıysa herkes dayandı ve dayanmak artık kolay alışkanlık demektir.

4. Geçtiğimiz günlerde Kazım Koyuncu’yu andık. Sizin de Kazım Koyuncu’yla yıllar önce yaptığınız bir düet vardı. Kazım Koyuncu’ya tam doyamamış bir nesil olarak, onun hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?

Kardeşim kazım için sözleri artık bulamıyorum. Bir kardeşi kaybetmenin ızdırabını bilenler beni anlar. Hastaneden kanser sonuçlarını alıp bana geldiğinde tahlilleri masanın üstüne yumuşak bir halde vurup; allah bana diyor ki ‘sen hayatını değiştiremiyorsan ben seninkini değiştiririm’ demişti. İlk bunu söyledi. Bir akşam da ağrıları başladığında sevgilisine ‘aşkııım, çok zor durumdayım’ diye bağırmıştı. Ve de bir gün de hastane de ona iyileşeceksin numaraları yaparken ben, beni dinlemeyip gülümseyerek; neden yüzüme şaşkın şaşkın bakıyorsun umay demişti. O an tamam dedim, sen benim şiirler kadar günahkar arkaşısın tamam..

Kazım hayatta kalsaydı türkiye de pop müziğin bile rengi değişecekti. İnatçıydı. Kapalı ve höt döt kafalı bazı solcu müzisyenler gibi değildi. Yanyana gelebilecek müzik aletlerini bile hayal ederdik. Muazzam bir insani ısısı vardı. Girdiği odayı bile ısıtırdı. Adildi. Bak gene kollarım sızlıyor„ tamam.

5. Karadenizlisiniz aynı zamanda. Yıllarca madendi, HES’ti, Çernobil’di derken Karadeniz insanı doğa savunma konusunda oldukça deneyimli hale geldi. Şimdi de Gezi Parkı, Erciş ve 3. Köprü’de ağaç katliamı söz konusu, yapılan protestoları nasıl yorumluyorsunuz?

Bunların hepsinin açıklaması ortada. Kimsenin kafası karışık değil, herkesin kafası çok net. Zulüm çok net. Paradan başka patron yok dünyada. Hiç kimse için yok.

6. “Aşk benim en güzel savaşımdır. Ve aşk için ölmeyi değil, aşk için öldürmeyi tercih ederim.” demişliğiniz de var (mı?), Aşk ile olan bu kadim savaşınızın etkisinin azaldığı olur mu ya da aşk ile aşık arasındaki savaşın galibi önceden belli midir her zaman?

Yanlış. Ölürüm de öldürürm de demişimdir. Gidenlerden sonra çok uzun süredir aşık değilim. Sevgilim de sevdiğim de yok. Bir iki genç sanatçıya yüksek heyecan besleyebildim sadece. Hayatta kalmama yardım etti bu. Öyle güzellerdi ki. Çizdikleri, dedikleri ettikleri, rüyaları hayalleri, imkansızı imkanlı yapabilceklerini sanmaları, hatta dünyayı koparabileceklerine inanmaları.) müthişti. Bedenimdeki eski aşk lekelerini silemedim. Beceremedim. Hala birine, o eski birine aşığım. Bunu da yeni farkettim. Oysa durmadan kendimi akıllı bi bok sanıyorum.)

E elbette aşk bir savaştır. Ama galibini hiç görmedim.

7. Her sayı kendimize bir kapak konusu belirliyoruz. Bu sayının kapak konusu ise Edgar Allan Poe ve onun Diri Diri Gömülüş öyküsündeki “Hayat ile ölüm arasındaki sınır en iyi ihtimalle gölgeli ve belirsizdir. Birinin nerede başlayıp diğerinin nerede bittiğini kim söyleyebilir ki?” sözü. Umay Umay, bu söz hakkında ve Poe hakkında bize ne söyleyebilir?

Poe sevmem.

7. KaraKalem dergisindeki fotoğrafların çoğu size aitti, kitap kapaklarınızın fotoğraflarını siz çekiyorsunuz, fotoğraf sanatına da ilgi duyuyorsunuz, hatta deviantart adresiniz var. Sanatın tüm dallarıyla bu kadar içiçeyken size en yakın sanat dalı hangisi ve neden?

Bana en yakın sanat alanı sinema. Onu da fotoğraflar, kelimeler, ses kayıt ve kağıtlarla yapacağım. Sayfalara sinemamı sereceğim. 30 a 30 baskıyla çıkaracağım bir sinema yazıyorum. Şu şöyledir, bu böyledirleri takmadığım için bu hem ürkmediğim hem çok heyecanla çalıştığım bir şey.


8. “Gidenin yakasına yapışın” diyorsunuz… Hep gidenin yakamıza yapıştığı, yapışmak ne kelime, üstümüzü-başımızı paraladığı bu ilişkileri başka bir dünyaya götürmek niyeti midir sizinkisi?

Başka bir dünya herkes için var. o dünyayı gören var göremeyen var. kuran var kuramayan var. hissetmeyen reddeden var- var da var. ama başka bir dünya her her herkes için var. ihtiyacı ve yeteneği ve inadı olan o dünyaya sahip olur. Orda her şey olur, her şey olmaz..

10. “Ben kendimi yakarak öğrenirim

sarı ve sıcak öğrenirim

yalayarak, tükürerek

durup kusarak öğrenirim” Gülü, küle çeviren tasavvuf tarzını aşıp, ‘dilimi, midemi de yangın yeri ederim” itirafı, bedeni ruh ile aynı hizaya koyduğunuz manifestosunun bir maddesi mi? Yoksa ne?

yazdıklarımı açıklamaktan hoşlanmıyorum. Gülü kes anne aksın diyip konuyu kapatalım..

11. Umay Umay, son olarak Yalnızlar Mektebi okurlarına ne söylemek ister?

Ben de yaNNızım.

cevapsız ağrıları kontrol etmek- onur akyıl-
http://birgunkitap.blogspot.com/2013/09/cevapsz-agrlar-kontrol-etmek-onur-akyil.html
OKUR YAZAR 2013 röpörtaj
http://okuryazarsanat.wordpress.com/2013/07/13/umay-umay-kalanimi-merak-ediyorum-solusumu-yolculugun-sonunu/

bütün zamanlar diz çöktü önümde
bakışından kaçacak bir köşe bulamadım
banyo lavabosunun  önüne çömelip
  beni yok eden şeyi hatırlamaya çalıştım
saatlerdir açık suya bakıyorum
saatlerdir ona bakıp
sol bacağıma vurup kaçan  ağrıyı sayıyorum, kalbimin yeniden çalışması için  sayı hatası 
ve  imla hatası yapmamam gerekiyor
şeker kokuyor nefesim
 
ot temmuz

bütün zamanlar diz çöktü önümde

bakışından kaçacak bir köşe bulamadım

banyo lavabosunun  önüne çömelip

  beni yok eden şeyi hatırlamaya çalıştım

saatlerdir açık suya bakıyorum

saatlerdir ona bakıp

sol bacağıma vurup kaçan  ağrıyı sayıyorum, kalbimin yeniden çalışması için  sayı hatası

ve  imla hatası yapmamam gerekiyor

şeker kokuyor nefesim

 

ot temmuz

sabah kitap röpörtaj. çağlar yerlikaya

http://www.sabah.com.tr/Kitap/2013/05/18/hayatla-carpismayi-kaldiramadim